Günlük hayatta eğitim ve öğretim kavramı birbirine karıştırılır , kimi zaman eğitim yerine öğretim kimi zaman da öğretim yerine eğitim kavramını kullanırız.Her ne kadar bu kavramları bir birine karıştırsak da biri diğerinin yerini tutmaz.Kavramları gerek konuşmalarımızda, gerek yazılarımızda yerli yerinde kullanırsak meramımızı iyi anlatır ya da anlatılanları doğru bir şekilde anlarız.
Eğitim kavramı pek çok eğitim bilimci tarafından tanımlanmıştır.Ancak eğitim bilimlerinde en çok kabul gören eğitim tanımı Prof.Dr.Selahattin ERTÜRK tarafından yapılmıştır.Ertürk’e göre eğitim; bireyin yaşamında kendi yaşantısı yoluyla kalıcı olarak istendik davranış değişikliği meydana getirebilme süreci olarak tanımlamıştır.
Öğretim ise belli bir konunun belli bir zaman diliminde bireylere kazandırılması için yapılan çalışmalar olarak tanımlanmaktadır.Durum böyle olunca bu iki kavramı bir birinin yerine kullanamayız.Eğitim genel olarak öğretimi de kapsamaktadır.
Öğrencilerimizi geleceğe hazırlamak için hep birlikte çok çalışıyoruz.Devlet yada özel eğitim kurumları bu ülkenin insanlarına kaliteli bir eğitim vermek için çaba göstermektedirler.Ama herkes kapasitesi oranında bu işi yerine getirmektedir.Ders programları, öğretim programlarını, onların bütünleşmesi ile de eğitim programları meydana getirmektedir.Eğitim sistemlerinde hiçbir faaliyet amaçsız yapılamamalıdır.Bundan dolayı öğretmenler kendilerini yeni oluşan eğitsel durumlara çabuk adapte etmeli, öğrencilerde öğrenmeye yönelik merak duygusunu devamlı canlı tutmalıdırlar.Anlattığımız bu durum hemen hemen her eğitimcinin günlük eğitim faaliyetlerinde yerine getirdikleri çabalardır.
Ancak son günler de okullarda eğitim den çok öğretime odaklanır olduk.Kitle basın araçlarının eğitim istatistiklerini farklı boyutlarda gündeme getirmeleri, bu istatistikler üzerinden eğitimcilere yönelik haksız ve mesnetsiz eleştiriler, eğitim çalışanlarını doğal olarak eğitimden uzaklaştırarak öğretime daha fazla önem vermelerine yol açmıştır.Bu durumda okul çalışanlarında kendini “ben sadece konuyu öğretirim başka bir işe karışmam” mantığının gelişmesine neden olmuştur.O zaman sormak gerekir istatistiki eğitsel veriler eğitimden çok mu önemli.Kendini ifade edemeyen, sorgulamayan ,araştırmayan, başkalarının hakkına saygı göstermeyen, kendi çıkarını toplumsal çıkardan daha fazla önemseyen bireyleri hep birlikte biz yetiştirdik. O zaman hiç kimsenin şikayet etmeye hakkı yok.Öğrencilerin okul içinde ve dışında sergiledikleri davranışlar farklılaşmaktadır.Bu da her geçen gün sorun haline gelmektedir.
Hepimiz gençlerin olumsuz davranışlarını gördükçe üzülüyoruz.Bu gençleri biz mi bu hale getirdik diye kendi kendimize kızıyoruz.Kişisel gelişim uzmanları gençlerin sorunlarına yönelik olarak hazırladıkları kitaplarını bir reçete gibi sunarlar.Onlar fikirlerini güzel pazarlayarak paraya dönüştürürler.Bir konferansa gideriz.Adam bir şeyler anlatır.Anlatırken de bizim bam telimize dokunur.Çıkarken bir de dinlediğimiz adamın kitabını alırız.Adam doğru söylüyor bundan sonra ben de hayatımda bunu uygulayacağım deriz.Bir kaç gün uygularız.Sonra eskiye döneriz. Halbuki bir kişide bir davranışın oluşma süresi yirmi bir gündür. Yani bu süreç sabır ve azim ister.Bu yüzden hayatta başarılı olanlar sabırlı ve azimli insanlardır.
Gün geçtikçe gençlerin sorunları artarak yumak haline gelmekte, çözümü zorlaşmaktadır.Okulda öğretmenlerin , evde anne , babaların çabası gençlerin sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesine yetmemektedir.Çünkü hayatın bir de sokak boyutu vardır.Sağlıklı bir şekilde düşünemeyen gençlerin kötü niyetli insanların tuzağına düştüğü sokak gerçeği vardır.